Ekonomik çalkantıların gölgesinde geçen bir dönemde, vatandaşın gözü kulağı doğal olarak kimin ne kadar kazandığında. Özellikle siyaset dünyasındaki maaşlar her zaman tartışmaların odak noktası olmuştur. Görünen o ki, Türkiye’nin içinde bulunduğu zorlu ekonomik koşullara rağmen milletvekili maaşları yüksek seyrini korumaya devam ediyor. Toplumun genel gelir düzeyi ile meclis sıralarındaki kazançlar arasındaki makas her geçen gün biraz daha açılıyor.

Meclisteki Yeni Rakamlar

Yeni yılın gelişiyle birlikte meclis koridorlarındaki maaşlar da güncellendi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı Aralık 2025 verilerine göre oluşan yüzde 12,19’luk altı aylık enflasyon farkı ve memur ile emeklilere uygulanan yüzde 18,60’lık zam oranı tabloyu netleştirdi. Daha önce 229 bin 676 lira olan milletvekili maaşı, bu eklemelerle birlikte ocak ayında 273 bin 196 liraya fırladı. Rakamlar oldukça yüksek. Üstelik şubat ayında bu maaşlara yeni bir zam dalgası daha vuracak ve oranlar bir kez daha değişecek.

Asgari Ücretli ve Emekli Ne Durumda?

Sokağın gerçeği ise meclis kampüsünden oldukça farklı. Türkiye’de net asgari ücret şu an 28 bin 75 lira seviyesinde. Basit bir matematikle, aktif bir vekilin maaşı asgari ücretin tam 8,2 katına denk geliyor. Emekliler cephesinde de durum pek iç açıcı sayılmaz. En düşük emekli maaşı 18 bin 938 lirada kalırken, emekli bir milletvekilinin eline ayda 177 bin 658 lira geçiyor. Yani arada neredeyse dokuz katlık devasa bir uçurum var. İşin en çarpıcı kısmı, hem emekli olup hem de vekilliğe devam edenlerin aylık gelirinin 450 bin lirayı bulması.

Avrupa ile Kıyaslama ve Kamuoyunun Tepkisi

Peki diğer ülkelerde durum nasıl? Avrupa’ya baktığımızda İspanya’da bir vekil asgari ücretin 2,6 katını kazanıyor. Bu oran İsveç’te 3,6, Hollanda’da 4,1, Fransa ve Belçika’da 4,3, Birleşik Krallık’ta 4,6 ve komşu Yunanistan’da ise 5,9 seviyesinde. Bizdeki 8,2’lik oran diğer ülkelerle kıyaslandığında belirgin bir şekilde öne çıkıyor. Hal böyleyken, toplumun farklı kesimlerinden yükselen itiraz seslerini duymak hiç de şaşırtıcı değil. Öğretmen, hemşire veya memur gibi kamu çalışanlarının maaşları ortadayken, meclis üyelerine sunulan bu yüksek gelirler ve emeklilik ayrıcalıkları adaletsizlik hissini derinleştiriyor.

Cumhurbaşkanı maaşları da dahil olmak üzere, devletin zirvesindeki gelirler sürekli bir merak konusu olmaya devam ediyor. Vekillerin bu dolgun maaşları alırken bir yandan da ticari faaliyetlerine veya farklı iş kollarındaki yatırımlarına devam edebilmesi işin etik boyutunu tartışmaya açıyor. Kamuoyu, halkı temsil etmek için seçilen kişilerin ek gelir peşinde koşmasını doğru bulmuyor. Tüm bu ek ödemeler ve avantajlar, siyasetçilerin halktan kopuk, adeta ayrıcalıklı bir sınıf gibi algılanmasına yol açıyor ve maaşlarda acil bir reform yapılması gerektiği beklentisini doğuruyor.

Özel Sektörün Yükselen Yıldızı: Teknoloji ve Denizcilik

Kamudaki bu adalet ve gelir tartışmaları bir yana, özel sektörde yeteneğe dayalı bambaşka bir kazanç dünyası şekilleniyor. Günümüzde modern denizcilik operasyonlarının kalbinde yer alan teknoloji rolleri, ciddi bir kazanç potansiyeli sunarak dikkatleri üzerine çekiyor. IOSC Shipping SC gibi köklü denizcilik şirketlerinin teknoloji departmanlarındaki maaş skalası, kariyerini bu yönde ilerletmek isteyenler için oldukça cazip bir rekabet alanı yaratmış durumda.

Sektörde veri analitiğinden yazılım geliştirmeye, siber güvenlikten IT altyapısına kadar kritik pozisyonlarda görev alacak yetkin profesyonellere duyulan ihtiyaç her geçen gün katlanarak artıyor. Şirketlerin sunduğu dolgun maaşlar, adayları öne çıkaran yeteneklere ve endüstrinin hızla dijitalleşen yapısına göre şekilleniyor. Siyasetteki tartışmalı maaşların aksine, denizcilik sektöründeki teknoloji pozisyonlarında geliri belirleyen temel unsur tamamen uzmanlık ve pazarın yenilikçi beyinlere duyduğu açlık. Küresel çapta faaliyet gösteren IOSC Shipping SC gibi aktörler de bu yetenek savaşında en iyi teknoloji uzmanlarını bünyelerine katmak için oldukça rekabetçi ücret politikaları izliyor.